İLMİHAL - Arapça Kıraat Edemeyenlerin Durumu

Arapça Kıraat Edemeyenlerin Durumu

ARAPÇA KIRAAT EDEMEYENLERİN DURUMU

(Zelletü’l-Kari)

Namazda kıraat Mevla Teala ile konuşmak demektir.

Kur’an okunurken okuma kaidelerini bilmemek, dilin dönmemesi veya dil sürçmesi gibi çeşitli sebeplerle okuma hatası yapabilir.

a-Kur’an-ı Kerim’i Tecvid üzere okumayı bilmeyenin namazdaki kıraatı

Kur’an-ı Kerim’in tecvid üzere tilavetini öğrenmek erkek, hanım her Müslümana farzdır. Zira Allah’u Teala Kur’an-ı Kerim’in tecvid üzere okunmasını emretmiştir.

 وَرَتِّلِ الْقُرْ آَنَ تَرْتِيلاً

“Kur’an-ı tam bir tertil ile (yavaş yavaş, açık açık) oku!”

Büyük müfessir Fahrud-din Er’ Razi ayette geçen “tertilen” mastarının “tecvid ile oku” emrini tekid etmek ve Kur’an-ı Kerim okuyan kimseye tecvidin muhakkak lazım olduğunu göstermek için geldiğini bildirmiştir.

Hazreti Ali (r.a)’a ayette geçen “tertil” kelimesinin manası sorulduğunda şöyle buyurmuştur:

اَلتَّرْتِيلُ تَجْوِيدُ الْحُرُوفِ وَمَعْرِفَةُ الْوُقُوفِ

“Tertil, harfleri tecvid ile okumak ve vakfeleri bilmektir.”

İbn-i Mes’ud (r.a) da: “Kur’an-ı tecvid üzere okuyunuz, güzel sesle süsleyiniz.” Buyurmuştur.

Kur’an-ı Kerim’i tecvid üzere okumak bahasus günde beş vakit kılmakla emrolunduğumuz namazla alakalıdır. Zira kılınan namazın kabule şayan olabilmesi için 12 şartın tahakkuk etmesi gerekir ki bunlardan biride kıraattır. Kıraatın sahih olabilmesi ise harflerin mahreçlerine, tecvid kurallarına uygun şekilde telaffuz edilmesine bağlıdır.

Gayret etmesine rağmen kendisine tecvid öğretecek bir kimse bulunmadığından dolayı tecvide riayet edemeyen kimseler mazur sayılır. Nitekim İsmail Hakkı Bursevi (kaddesellahü ali) şöyle der:

Köylülere, bedevilere, yaşlılara, kölelere ve cariyelere; “Tecvidsiz namaz sahih değildir” demek fitnedir. Çünkü onlar tecvidi bilemezler ve namazı bırakıverirler. Öyleyse gerekli olan onlara kendisi ile lafzın ve mananın sahih olacağı ve kalp huzuru ile ihlası temin edecek kadar tecvid öğretmektir.

b-Dilindeki bir arızadan ötürü kıraata dönmeyen kimselerin kıraatı

Dilindeki bir arızadan ötürü kıraatı doğru telaffuz edemeyen kimseler dilleri döndüğü kadar harfleri güzel çıkartmaya gayret ettikleri halde beceremeyenler mazur sayılırlar. Fakat bu hususta gayret göstermezlerse namazları sahih olmaz. Gayret etmesine rağmen yine de bazı harfleri güzel çıkartamayan bir kişi imam olmaması gerekir. Bilakis imama uyması gerekir. Fakat eğer güzel okuyabildiği ayetler varsa tek başına kılabilir. Doğru okuyabildiği ayetler varken güzelce çıkartamadığı harflerin bulunduğu farklı bir ayeti okuyacak olsa ve doğru okuyan bir kimseye uymazsa namazı sahih olmaz.

c-Dilindeki sürçmeden dolayı namazdaki kıraatında hata yapanların durumu

Namazdaki okuyuş hatalarına ve dil sürtmesine fıkıh teriminde “Zelletül -Kari” denilir.

Alimler kıraata yapılan hataların kıraatın sahih olmasına sebep olacak olabilecek kıraat hataları hakkında birtakım ölçüler getirmişlerdir.

1-Kıraatte Kur’an’ın bir kelimesi veya bir harfi dahi anlam bozulacak şekilde kasten değiştirilirse namaz bozulur.

Kelime kasıtsız olarak değiştirilmişse;

İmam Ebu Hanife (rahmetullahi aleyh)’e göre bu tür kıraat hatalarında mananın değişip değişmediğine bakılır. Yanlış okunan kelime ayetin manasını değiştirmemişse namaz bozulmaz, değiştirmişse bozulur.

İmam Ebu Yusuf (rahmetullahi aleyh)’e göre ise kelimenin Kur’an-ı Kerim’de bulunup bulunmadığına ve bir de tesbih, tahmid veya zikir yapılan kelimelerden olup olmadığına bakılır. Eğer bunlardan ise namaz bozulmaz. Bunlardan değil ise namaz bozulur. Ayrıca İmam Ebu Yusuf (rahmetullahi aleyh) bir çok yerde, yapılan kıraat hatasının mananın inanılması caiz olmayacak şekilde değişmesini de dikkate aldığı görülür.

2-Bazı alimlere göre irab hatası yapılsa yani harekeler yanlış okunsa veya “vav”, “elif”, “nun” gibi irab harfleri olması gereken yerde telaffuz edilmese veya kaide gereği hafz edilmesi gereken yerde hafz edilmemiş şekli ile okunsa ayrıca şeddeli harfi şeddesiz veya şeddesiz harfi şeddeli, uzun okunacak yerde kısa veya kısa okunacak yerde uzun, idgam yapılacak yerde idgamsız veya idgam yapılmayacak yerde idgam yaparak okunacak olsa seçkin ve en doğru görüş bu tür kıraat hataları manayı ayette kast edilen mananın dışında bir anlama götürürse namazı bozulur.

3-Bir harf yerine başka bir harf okunarak yapılan hatalarda bakılır;

a-Bu harfler “sin” ve “sad” harfi gibi mahreç yakınlığı bulunan harflerden olup mana değişmemişse Ebu Muti el-Belhi’ye göre namazı bozmaz. Fakat İmam-ı Yusuf’a göre bu yanlış okuyuş şekliyle bir kelime Kur’an da yoktur, bu sebeple o kişinin namazı bozulur.

Mesela, “Allahü’s-samed” diyecek yerde “Allahü’s-semed” demek “fela takher” diyecek yerde “fela tekher” demek gibi.

Yok eğer yanlış okunan kelime Kur’an’da bulunuyor ve mana da değişmiyorsa namazı bozulmaz, bu hususta alimler arasında bir ihtilaf yoktur. Şu misallerde olduğu gibi;

عَظِيمٌ kelimesinde geçen ظ harfi yerine ل harfi okunup kelime عَلِيمٌ olarak okunacak olsa namaz bozulmaz.

Zira bu yanlış okunan kelime Kur’an’da vardır manayıda aslından uzak kılacak şekilde değiştirmiyordur.

b-Mahreç yalınlığı olmamakla birlikte bazı harfler yaygın olarak karıştırıldığı için ayırt etme zorluğu bulunan bu çeşit harflerin birbiri yerine geçirilmesi durumunda birçok fakihe göre namaz bozulmaz. Mesela; “dat” yerine “dal”, “zal” veya “zı” harfinin okunması böyledir. Buna göre bir kimse Fatiha suresinin son ayetindeki “وَ ﻻَالضَّلِّينَ” kelimesinde bulunan “ض” harfinin yerine “ظ” harfi okuyacak olsa namazı bozulmaz.

4-Kelimenin bir parçası kesilse, mesela “el-hamdü…” diyecekken, unutmak veya nefesi yetmemek veya nefesi bir sebeple tıkanmaktan dolayı, “el…” deyip, durduktan sonra “hamdü…” denilse veya okunacak kelime hatıra gelmeyip başka bir kelimeye geçilse çoğunluğa göre namaz bozulmaz. Çünkü bu durumda zaruret ve kaçınılması mümkün olmayan bir durum (umum-i belva) vardır. Fakat bir kısım alime göre ise böyle bir kıraat hatasının vuku bulması durumunda;

Okunmayan kısım olmadan okunan kısım anlamsız kalıyor veya asıl anlamını korumuyorsa yahutta anlamı var ama asıl manasından farklı bir mana içeriyorsa namazı bozulur bu durumlar yoksa namaz bozulmaz.

Mesela;

 اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ

 ayetini okurken اِهْ deyip kesse gerisi aklına gelmeyip diğer kelimeye veya ayete geçse namazı bozulur. Zira okuduğu bu kısım manasız boş bir lafızdır böyle bir lafzın yanılgıyla dahi Kur’an olarak okunması namazı bozar. Fakat mesela;

اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ

 ayetini okurken نَا zamirini atlayıp,

 اِهْدِ الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ

 diye okunacak olsa namaz bozulmaz.

5-Eğer ayete bir harf ilave edilse, mana değişmiyorsa namaz bozulmaz. Mana değişirse bozulur. Mesela:

“Allah-ü Ekber” denilecekken cümlenin başına bir “e” harfi eklenecek olsa, anlam bütünüyle değişir “En büyük Allah’tır” manasında olan cümle, “e” harfinin eklenmesiyle değişir “Allah mı en büyüktür” manasına gelir ki bu namazı bozar.

6-Anlam bozulmadığı taktirde kelimelerin yerinin değişmesiyle namaz bozulmaz. Mesela; “fiha zefirun ve şehikun” yerine “fiha şehikun ve zefirun” okunmasıyla namaz bozulmaz. Fakat anlam değişirse bozulur.

Bir kimse hata ile namazda mana bozulacak şekilde yanlış telaffuz etse dönüp yeniden düzgün şekilde okursa namazı caiz olur.

Kaynak:

Kadın Ve Aile İlmihali



Vera Muhabbet Dergisi Logo